
-
Katırcı Köyü ve Kayıp Ruhların Şahidi
BÖLÜM 5: Katırcı Köyü ve Kayıp Ruhların Şahidi Bilge yaşlının elime tutuşturduğu o soğuk, gümüş mühürle birlikte yer altı şehrinin devasa kapıları ardımızdan sessizce kapandı. Kara Elmas, omzumda bir heykel kadar hareketsiz duruyordu; ancak gözlerindeki o parıltı, yaklaştığımız gizemin ağırlığını hissettiriyordu. Bilge adamın işaret ettiği “Unutulmuşlar Tüneli”nden geçerken, mağaranın rutubetli kokusu yerini yavaş yavaş isli
–
-
Katırcı Köyü ve Kayıp Ruhların Şahidi
BÖLÜM 5: Katırcı Köyü ve Kayıp Ruhların Şahidi Bilge yaşlının elime tutuşturduğu o soğuk, gümüş mühürle birlikte yer altı şehrinin devasa kapıları ardımızdan sessizce kapandı. Kara Elmas, omzumda bir heykel kadar hareketsiz duruyordu; ancak gözlerindeki o parıltı, yaklaştığımız gizemin ağırlığını hissettiriyordu. Bilge adamın işaret ettiği “Unutulmuşlar Tüneli”nden geçerken, mağaranın rutubetli kokusu yerini yavaş yavaş isli
–
-
Ruhun Katmanları ve Kadim Şehir
BÖLÜM 4: Ruhun Katmanları ve Kadim Şehir Mağaranın içindeki hava, dış dünyadaki o kuru bozkır havasına benzemiyordu; burada hava yoğun, kadim ve sanki bir bilgelikle yüklüydü. Duvarlar pürüzsüzdü, üzerlerinde parlayan semboller sanki bir nabız gibi hafif hafif atıyordu. Karga, pençelerini omzuma usulca geçirdi. Onun ağırlığını hissetmek bana güç veriyordu. “Beni nereye götürüyorsun, Kara Elmas?” diye
–
-
Gece Yarısı ve Kara Elmas’ın Gelişi
BÖLÜM 3: Gece Yarısı ve Kara Elmas’ın Gelişi Gece yarısı, odamdaki gaz lambasının fitili kendi kendine sönmüş gibi karardı. Derin bir sessizlik kapladı her yeri. O sessizliğin içinden, sanki duvarların içinden süzülüp geliyormuş gibi bir ses yükseldi: “Bekir… Bekir…” Gözlerimi açtım ama yatağımda değildim; ruhum çoktan o kayalığa gitmişti bile. Ayaklarım çıplaktı, altımdaki toprak soğuk
–
-
Kazma Sesleri ve Dağın Uyanışı
BÖLÜM 2: Kazma Sesleri ve Dağın Uyanışı Ertesi sabah, içimde bir yerlerde uyuyan o huzursuz merakla, gün doğmadan yola koyuldum. Sırtımda ağır bir kazma, belimde paslı bir kürek vardı. Köyden çıkarken arkama bakmadım; sanki baksam, bozkır beni geri çağıracak, o sırra ulaşmamı engelleyecekti. Kayalığa ulaştığımda hava hala pusluydu. Kazmayı taşa vurduğum ilk darbede, ses tüm
–
-
Bozkırın Tozu ve Baba Öğüdü
BÖLÜM 1: Bozkırın Tozu ve Baba Öğüdü Konya’nın o uçsuz buçsuz, insanı hem kucaklayan hem de yalnızlığıyla boğan bozkırında, ilkbaharın henüz kıştan kopamadığı, ayazın sabah namazı vaktinde insanın kemiklerine bir iğne gibi battığı o şafak vaktinde dünyaya gözlerimi açmışım. Adımı kulağıma “Ebubekir” diye fısıldamışlar ama bu toprakların insanı uzun sözü sevmez; ismim bile zamanla bozkırın
–
-
GERÇEĞİN SOĞUK YÜZÜ VE EMANET
GERÇEĞİN SOĞUK YÜZÜ VE EMANET Yabancı, karşısındaki devasa ayının kükremesiyle dehşete kapılmış bir halde yere yığıldı. Kar fırtınasının uğultusu mağaranın girişinde yankılanırken, anne ayı üzerine atılmak için kaslarını gerdi. O an içgüdüsel bir hareketle ayının önüne geçtim ve elimi havaya kaldırarak ona durmasını işaret ettim. Aramızdaki o görünmez bağ bir kez daha galip geldi; ayı
–
-
KAR FIRTINASI VE BEKLENMEDİK IŞIK
KAR FIRTINASI VE BEKLENMEDİK IŞIK Ertesi sabah mağaranın girişinden gelen korkunç bir uğultuyla uyandım. Dışarıda göz gözü görmeyen, dondurucu bir kar fırtınası başlamıştı. Mağaranın ağzı neredeyse tamamen kar yığınlarıyla kapanmış, içerideki havayı bile donduracak bir ayaz sızmaya başlamıştı. Kendi ellerimle yaptığım taş odamın içindeki ateşi harlarken, anne ayının huzursuzca ayağa kalktığını gördüm. Burnunu havaya dikmiş,
–
-
KARANLIKTAKİ İŞARETLER
KARANLIKTAKİ İŞARETLER Geyiğin etiyle karnımızı doyurduktan sonra mağaranın içine tuhaf bir huzur hakim oldu. Yavrular iyice mayışmış, anne ayının o devasa ve güven veren gövdesine yaslanmış uyuyorlardı. Ben de kendi ellerimle ördüğüm taş odama geçtim. Ateşimi tazeledim, alevlerin turuncu ışığı duvarlarda dans ederken dışarıdaki dondurucu rüzgarın uğultusunu dinledim. Ancak içimde tarifi zor, kemirici bir merak
–
-
Doğanın Kanunu ve Yeni Bir Karar
Doğanın Kanunu ve Yeni Bir Karar Dışarı her giriş çıkışımda, anne ayı kafasını yerden kaldırıp beni dikkatle takip ediyordu. Gözleri üzerimdeydi ama bu bakışlarda artık bir tehdit değil, tuhaf bir sahiplenme vardı. Sonunda taşlardan yaptığım o küçük odayı bitirdim; artık soğuktan biraz daha korunaklıydım. Ancak en büyük sorun yiyecek stoklarımın tükenmesiydi. Kendi kendime, “Eğer bu
–